Sosyal Medya Haftası, hem Pazartesi sendromunun ağırlığına, hem de sabahın ilk etkinliği olmanın stresine göğüs geren cesur event “Fashion Forward” ile başladı.
Etkinlik boyunca moda Blogger’ı Koray Caner Öztürk ve tasarımcı Günseli Türkay, modanın Sosyal Medya aracılığıyla izlediği yeni çizgiyi tartıştılar.
Kalıplaşmış ve hazır dağıtılan metinler yerine, Blog’lardaki kişisel yaklaşımların modayı daha ilginç kıldığını belirten Öztürk, tasarımların insanlar arasında kolayca paylaşılabilmesinin yeniliklere alışma sürecini çok daha hızlandırdığını anlattı.
Ellerinde fotoğraf makinesi ve “Blog’um var” çığırtkanlığıyla gezen yığınların ne kadar can sıkıcı olduğundan dem vurarak birçoğumuzun duygularına tercüman olan Günseli Türkay ise, emek ve bilginin Sosyal Medya’da en az geleneksel mecralardaki kadar önemli bir konuma geleceğinden bahsetti.
Başta birbirlerine zıt görüşlere sahip gibi gözükseler de, Sosyal Medya’nın gelip geçici bir heves değil, zamanla oturacak ve hak ettiği değere kavuşacak bir mecra olduğu konusunda hemfikir olan konuşmacılar, bilgi ve emeğin diğer bütün sektörlerdeki gibi modadaki önemini de vurguladılar.
~
Sosyal Medya Haftası, Türkiye’nin en başarılı reklamcılık ve pazarlama sitelerinden Bigumigu’nun kurucuları Aygül ve Yalçın Pembecioğlu’nun “Sosyal Medya Trendleri” etkinliği ile devam etti.
90’lı yılların internete bağlanma çilesine maruz kalanlar için tüyler ürpertici bir hatıra olan “Dial Up Bağlantı Sesi” ile başlayan Bigumigu sunumu, sosyal medyanın “Facebook ve Twitter” ile başladığını düşünenler için özellikle bilgilendiriciydi. IRC’den Sosyomat’a, ICQ’dan Yonja’ya kadar Türk internet alemi olarak “unuttuğumuz değerlerimizi” bize hatırlatan Bigumigu ekibi, dijital trendlerin “sosyal” ortamlarda sadece iş odaklı gelişmediğini başarıyla gösterdi. Türkiye’den mimlere de yer verdikleri konuşmaları, oldukça keyifli bir şekilde noktalandı.
~
Sosyal Medyayı başarıyla kullanan müzik gruplarından olan Kolpa’nın konuk olduğu “Social Celebrity Marketing” esnasında, Bora Yeter, ünlü isimler için Sosyal Medya’nın “tanıtım” safhasından daha çok “sürdürülebilir başarı” elde etmede kullanılması gerektiğinden bahsetti.
~
“Türk Usulü Sosyal Medya” etkinliginde SocialTrackers’tan Mert Alemdar ve Rabarba’nın kurucusu Oğuz Savaşan, Rabarba Mobil’den Fırat Ertem ile beraber yeni mecranın iş amaçlı kullanımını, Erdil Yaşaroğlu ise günlük kullanıcıya ulaşan detayları yansıttı.
Yaşaroğlu için sosyal medya, şirket patronlarının “çok güzel televizyonlar yaptık bu sene” diye tweet yapabilecekleri bir mecra tablosu çizerken, “iş” kısmına sıçrandığında bakış açısının oldukça değiştiğini gördük.
“Şirketlere sosyal medyayı yasaklamak yerine çalışanlarını seeder olarak kullanmaları gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz.” diyen Mert Alemdar, kendi sosyal medya algısını şöyle özetledi: “Eğer çalışanınızı denetleyecekseniz, cep telefonundan Facebook’a girilen bir zamanda bunu yasak koyarak yapamazsınız. Onun yerine onu arkadaş olarak ekleyin. Bakın o zaman iş sırasında ne kadar paylaşım yapabiliyor?”
~
Sonraki etkinlikte Dizüstü Edebiyatı’nın elebaşı Cem Mumcu ve Bigumigu çifti sosyal medyanın popüler kültüre olan etkisinden, sağlanan iletişim özgürlüğüyle bireyin kendi başına bir medya kanalı işlevi gördüğününden bahsettiler.
Etkinlikten en çok akılda kalan detaylar, aslında iyi bir Sosyal Medya takipçisinin aşina olduğu Cem Mumcu aforizmalarıydı:
“Beğenilme isteği çok tehlikeli olabilir. İnsan çevreye vaad ettiği şeye dönüşmeyi isterse bu isteğin içinde kaybolabilir. Starlar bunu yaşarlar mesela. Ama sosyal medya bu isteğin sebebi değildir. Bu Taş Devri’nden beri olan bir istektir. Sosyal medya sadece bunun ayyuka çıkmasına yol açmıştır, o kadar. “
“Bir insanın Facebook profilini inceleyerek çok rahatlıkla onun nasıl bir insan olduğunu anlayabilirsiniz. Bir insanı tanımak için Facebook profilleri sonsuz miktarda kaynak sunar. Paylaştığı fotoğraflar, ilgi alanları, paylaştığı yazılar, vs. Belki insan olduğu gibi görünmez, bazı yönlerini ön plana çıkartır ama bu da aslında çok önemli bir ipucudur: Hangi yönünü ön plana çıkartmaya çalışıyor? Neyi öne sürüyor? Bunlara bakarak insanları kolaylıkla çözebiliriz. İnsan kaynakları şirketleri saçma sapan testlerle vakit kaybedeceklerine bu profillere bakarak eleman alımı yapsalar çok daha başarılı sonuçlara varırlar.”
~
Sosyal Medya Haftası’nın ilk günü Serdar Kuzuloğlu ve Yüce Zerey’in konuk oldukları Sosyal Medya ve Popüler Kültür etkinliğiyle son buldu.
Daha çok bir sohbet havasında geçen etkinlikte, Yüce Zerey “like” butonunu sosyal medyanın para birimine benzetti.
Kuzuloğlu ise, birçok kullanıcının sosyal medyada başka insanlar gibi davrandığını, ama bir yandan da politikacı ve gazeteci gibi algılarımızda basmakalıp imajlara sıkışıp kalan ünlülerin nasıl kendileri gibi davranmaya başladıkları da anlattı.
~

